تَبْدَأُ الْجُرُوحُ فِي تَشْكِيلِ قِشْرَةٍ مَعَ مُرُورِ الْوَقْتِ وَتُشْفَى.
Yaralar zamanla kabuklanmaya başlar ve iyileşir.
تَبْدَأُ الْجُرُوحُ فِي تَشْكِيلِ قِشْرَةٍ مَعَ مُرُورِ الْوَقْتِ وَتُشْفَى.
Yaralar zamanla kabuklanmaya başlar ve iyileşir.
عِنْدَمَا تَبْقَى فِي الشَّمْسِ لِفَتْرَةٍ طَوِيلَةٍ، يَبْدَأُ الْجِلْدُ فِي تَكْوِينِ قِشْرَةٍ.
Güneşte fazla kalınca cilt kabuklanmaya başlar.
تَتَغَطَّى بَعْضُ الْفَوَاكِهِ بِقِشْرَةٍ عِنْدَمَا تَجِفُّ.
Bazı meyveler kurudukça kabuklanır.
Ayrıca: تَصَلَّبَ سَطْحُهُ