قَبِلَتِ الشَّرِكَةُ شُرُوطَ الْعَقْدِ الْجَدِيدِ وَتَمَّ تَوْقِيعُ الِاتِّفَاقِيَّةِ.
Şirket, yeni sözleşme şartlarını kabul etti ve anlaşma imzalandı.
قَبِلَتِ الشَّرِكَةُ شُرُوطَ الْعَقْدِ الْجَدِيدِ وَتَمَّ تَوْقِيعُ الِاتِّفَاقِيَّةِ.
Şirket, yeni sözleşme şartlarını kabul etti ve anlaşma imzalandı.
اسْتَقْبَلَ صَاحِبُ الْمَنْزِلِ الضُّيُوفَ بِابْتِسَامَةٍ عَلَى الْبَابِ.
Ev sahibi, misafirleri kapıda güler yüzle kabul etti.
وَافَقَ الْمُعَلِّمُ عَلَى عُذْرِ الطَّالِبِ وَأَجَّلَ وَاجِبَاتِهِ.
Öğretmen, öğrencinin mazeretini kabul etti ve ödevini erteledi.
تَقَبَّلَ، وَافَقَ، اِعْتَرَفَ، تَسَلَّمَ، أَقَرَّ، اِرْتَضَى، أَذْعَنَ، اِقْتَبَلَ