عَلِيٌّ وَعَائِشَةُ صَدِيقَانِ مُقَرَّبَانِ لِلْغَايَةِ، يَفْعَلَانِ كُلَّ شَيْءٍ مَعًا.
Ali ve Ayşe çok iyi kafadarlar, her şeyi birlikte yaparlar.
عَلِيٌّ وَعَائِشَةُ صَدِيقَانِ مُقَرَّبَانِ لِلْغَايَةِ، يَفْعَلَانِ كُلَّ شَيْءٍ مَعًا.
Ali ve Ayşe çok iyi kafadarlar, her şeyi birlikte yaparlar.
أَصْبَحُوا رِفَاقًا فِي الْمَدْرَسَةِ وَمَا زَالُوا يَلْتَقُونَ.
Onlar okulda kafadar oldular ve hala görüşüyorlar.
مِنَ الْمُهِمِّ جِدًّا الْعُثُورُ عَلَى زَمِيلٍ فِي الْعَمَلِ.
İş yerinde bir kafadar bulmak çok önemlidir.