فِي الْعُصُورِ الْقَدِيمَةِ، كَانَ يُوجَدُ قَهْوَجِيٌّ فِي كُلِّ حَيٍّ.
Eski zamanlarda her mahallede bir kahveci bulunurdu.
فِي الْعُصُورِ الْقَدِيمَةِ، كَانَ يُوجَدُ قَهْوَجِيٌّ فِي كُلِّ حَيٍّ.
Eski zamanlarda her mahallede bir kahveci bulunurdu.
يَبِيعُ بَائِعُ الْقَهْوَةِ فِي السُّوقِ دَائِمًا قَهْوَةً مَطْحُونَةً طَازَجَةً.
Çarşıdaki kahveci, her zaman taze çekilmiş kahve satar.
يَفْتَحُ صَاحِبُ الْمَقْهَى مَتْجَرَهُ فِي الصَّبَاحِ الْبَاكِرِ وَيَسْتَقْبِلُ زَبَائِنَهُ.
Kahveci, dükkanını sabah erkenden açar ve müşterilerini karşılar.