فِي الطَّقْسِ الْبَارِدِ، يَثْخُنُ جِلْدُنَا وَيَجِفُّ.
Soğuk havalarda cildimiz kalınlaşır ve kurur.
فِي الطَّقْسِ الْبَارِدِ، يَثْخُنُ جِلْدُنَا وَيَجِفُّ.
Soğuk havalarda cildimiz kalınlaşır ve kurur.
مَعَ مُرُورِ السِّنِينَ، تَزْدَادُ سَمَاكَةُ جُذُوعِ الْأَشْجَارِ.
Yıllar geçtikçe ağaçların gövdeleri kalınlaşır.
كُلَّمَا تَعَرَّضْنَا لِلشَّمْسِ، يَتَغَلَّظُ جِلْدُنَا.
Güneşe maruz kaldıkça cildimiz kalınlaşır.
Ayrıca: أَصْبَحَ سَمِيكًا