بَدَأَتِ الشَّوَارِعُ تَزْدَحِمُ أَكْثَرَ عِنْدَمَا بَدَأَ الظَّلَامُ يَحِلُّ.
Hava kararmaya başlayınca sokaklar daha da kalabalıklaşmaya başladı.
بَدَأَتِ الشَّوَارِعُ تَزْدَحِمُ أَكْثَرَ عِنْدَمَا بَدَأَ الظَّلَامُ يَحِلُّ.
Hava kararmaya başlayınca sokaklar daha da kalabalıklaşmaya başladı.
تَكْتَظُّ السَّاحَاتُ فِي وَسَطِ الْمَدِينَةِ بِالنَّاسِ خِلَالَ وَقْتِ الْمَهْرَجَانِ.
Festival zamanı şehir merkezindeki meydanlar insanlarla kalabalıklaşır.
اِحْتَشَدَ، تَجَمْهَرَ، تَكَدَّسَ، تَزَاحَمَ، تَزَحَّمَ، تَكَأْكَأَ النَّاس