kaldı ki

لَيْسَ لَدَيَّ مَالٌ بِالْفِعْلِ، فَضْلًا عَنْ ذَلِكَ لَا أَسْتَطِيعُ شِرَاءَ شَيْءٍ بَاهِظِ الثَّمَنِ كَهَذَا.

Zaten param yok, kaldı ki böyle pahalı bir şeyi alamam.

أَنَا مُتْعَبٌ، نَاهِيكَ عَنْ أَنَّنِي لَا أَمْلِكُ الْوَقْتَ لِلْقِيَامِ بِهَذَا الْعَمَلِ.

Yorgunum, kaldı ki bu işi yapacak vaktim yok.

İlişkili Kelimeler