قَلْعَة — قِلَاع
فِي وَسَطِ الْمَدِينَةِ، لَا تَزَالُ قَلْعَةٌ تَارِيخِيَّةٌ شَامِخَةً.
Şehrin ortasında, tarihi bir kale hala ayakta duruyor.
فِي وَسَطِ الْمَدِينَةِ، لَا تَزَالُ قَلْعَةٌ تَارِيخِيَّةٌ شَامِخَةً.
Şehrin ortasında, tarihi bir kale hala ayakta duruyor.
قَامُوا بِبِنَاءِ حِصْنٍ لِحِمَايَةِ الْمَدِينَةِ مِنْ هَجَمَاتِ الْعَدُوِّ.
Düşman saldırılarına karşı şehri korumak için bir kale inşa ettiler.
فِي مُبَارَاةِ كُرَةِ الْقَدَمِ، حَاوَلَ حَارِسُ الْمَرْمَى مَنْعَ الْكُرَةِ مِنْ دُخُولِ الْمَرْمَى.
Futbol maçında, kaleci topun kaleye girmesini engellemeye çalıştı.
Ayrıca: طَابِيَة/رُخّ
مَعْقِل، مَرْمًى