kalebent

كَانَ سَجِينُ الْقَلْعَةِ يَقْضِي عُقُوبَتَهُ فِي زِنْزَانَةِ الْقَلْعَةِ.

Kalebent, cezasını kalenin zindanında çekiyordu.

تَمَّ الْقَبْضُ عَلَى مَحْبُوسِ الْقَلْعَةِ أَثْنَاءَ مُحَاوَلَتِهِ الْهُرُوبَ.

Kalebent, kaçmaya çalışırken yakalandı.

İlişkili Kelimeler