kamçılamak

جَلَدَ مُرَبِّي الْخَيْلِ الْحِصَانَ بِالسَّوْطِ لِكَيْ يَرْكُضَ أَسْرَعَ.

At bakıcısı, atı daha hızlı koşması için kamçıladı.

فِي الْعُصُورِ الْقَدِيمَةِ، كَانَ الْعَبِيدُ يُضْرَبُونَ بِالسَّوْطِ.

Eski zamanlarda köleler kamçılanırdı.

الْمَشْرُوعُ الْجَدِيدُ هُوَ فُرْصَةٌ عَظِيمَةٌ لِتَحْفِيزِ الْمُوَظَّفِينَ.

Yeni bir proje, çalışanları kamçılamak için harika bir fırsattır.

İlişkili Kelimeler