kamara

كَانَتِ الْغُرَفُ فِي السَّفِينَةِ صَغِيرَةً جِدًّا وَلَكِنَّهَا مُرِيحَةٌ.

Gemideki kamaralar oldukça küçüktü ama rahattı.

بَدَأَ الرُّكَّابُ فِي الِاسْتِرْخَاءِ بَعْدَ الِاسْتِقْرَارِ فِي مَقْصُورَاتِهِمْ.

Yolcular, kamaralarına yerleştikten sonra dinlenmeye başladılar.

مَجْلِس — مَجَالِس

يَتَكَوَّنُ الْبَرْلَمَانُ فِي إِنْجِلْتِرَا مِنْ مَجْلِسَيْنِ.

İngiltere'de parlamento iki kamaradan oluşur.

İlişkili Kelimeler