kanıtlanmak

يَجِبُ إِثْبَاتُ هَذَا الِادِّعَاءِ فِي الْمَحْكَمَةِ.

Bu iddia mahkemede kanıtlanmak zorunda.

نَتِيجَةً لِلْأَبْحَاثِ الَّتِي أُجْرِيَتْ، تَبَيَّنَ أَنَّ النَّظَرِيَّةَ صَحِيحَةٌ.

Yapılan araştırmalar sonucunda teorinin doğru olduğu kanıtlandı.

أَعْتَقِدُ أَنَّ الْحَقَائِقَ سَتَتَأَكَّدُ بِمُرُورِ الْوَقْتِ.

Gerçeklerin zamanla kanıtlanacağına inanıyorum.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler