kanaat getirmek

بَعْدَ فَحْصِ الْأَدِلَّةِ، اقْتَنَعَتِ الشُّرْطَةُ بِأَنَّهُ هُوَ الْمُذْنِبُ.

Polis, delilleri inceledikten sonra suçlunun o olduğuna kanaat getirdi.

نَتِيجَةً لِأَبْحَاثِي، تَأَكَّدْتُ مِنْ أَنَّ هَذِهِ النَّظَرِيَّةَ صَحِيحَةٌ.

Araştırmalarım sonucunda bu teorinin doğru olduğuna kanaat getirdim.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler