kancalı

يُمْكِنُنَا تَعْلِيقُ مُتَعَلِّقَاتِنَا عَنْ طَرِيقِ تَرْكِيبِ عَلَّاقَةٍ مُزَوَّدَةٍ بِخُطَّافٍ عَلَى الْحَائِطِ.

Duvara kancalı bir askı takarak eşyalarımızı asabiliriz.

اِصْطَادَ الصَّيَّادُ سَمَكَةً كَبِيرَةً بِصِنَّارَةِ صَيْدٍ بِخُطَّافٍ.

Balıkçı, kancalı olta ile büyük bir balık yakaladı.

تُسْتَخْدَمُ هَذِهِ الْأَدَاةُ الْمَعْقُوفَةُ لِرَفْعِ الْأَشْيَاءِ الثَّقِيلَةِ.

Bu kancalı alet, ağır nesneleri kaldırmak için kullanılıyor.