kangal

قَامُوا بِلَفِّ سِلْكِ الْكَهْرَبَاءِ عَلَى شَكْلِ لَفَّةٍ.

Elektrik kablosunu kangal şeklinde sardılar.

كَانَتِ الْأَفْعَى مُسْتَقِرَّةً عَلَى الْأَرْضِ فِي شَكْلِ حَلْقَةٍ.

Yılan kangal olmuş bir şekilde yerde duruyordu.

İlişkili Kelimeler