أَمْسَكَ الْفَارِسُ بِاللِّجَامِ بِإِحْكَامٍ لِلسَّيْطَرَةِ عَلَى الْحِصَانِ.
Binici, atı kontrol etmek için kantarmayı sıkıca tuttu.
أَمْسَكَ الْفَارِسُ بِاللِّجَامِ بِإِحْكَامٍ لِلسَّيْطَرَةِ عَلَى الْحِصَانِ.
Binici, atı kontrol etmek için kantarmayı sıkıca tuttu.
الشَّكِيمَةُ هِيَ أَدَاةٌ حَدِيدِيَّةٌ تُوضَعُ فِي فَمِ الْحِصَانِ.
Kantarma, atın ağzına takılan demir bir araçtır.