تَعْمَلُ الْحُكُومَةُ عَلَى تَشْرِيعِ هَذَا التَّنْظِيمِ الْجَدِيدِ.
Hükümet, bu yeni düzenlemeyi kanunlaştırmak için çalışıyor.
تَعْمَلُ الْحُكُومَةُ عَلَى تَشْرِيعِ هَذَا التَّنْظِيمِ الْجَدِيدِ.
Hükümet, bu yeni düzenlemeyi kanunlaştırmak için çalışıyor.
سَيَتِمُّ التَّصْوِيتُ فِي الْبَرْلَمَانِ لِإِضْفَاءِ الصِّفَةِ الْقَانُونِيَّةِ عَلَى هَذَا الِاقْتِرَاحِ.
Bu öneriyi kanunlaştırmak için mecliste oylama yapılacak.
قَنَّنَ