kapatılmak

اُضْطُرَّتْ أَبْوَابُ الْمَدْرَسَةِ إِلَى الْإِغْلَاقِ بَعْدَ الِامْتِحَانِ.

Sınavdan sonra okulun kapıları kapatılmak zorunda kaldı.

قُبِضَ عَلَى الرَّجُلِ الَّذِي سَرَقَ مِنْ قِبَلِ الشُّرْطَةِ وَحُبِسَ.

Hırsızlık yapan adam, polis tarafından yakalanıp hapse kapatıldı.

اُضْطُرَّتْ جَمِيعُ الْمَشَارِيعِ إِلَى الْإِلْغَاءِ بِسَبَبِ إِفْلَاسِ الشَّرِكَةِ.

Şirketin iflas etmesiyle tüm projeler kapatılmak zorunda kaldı.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler