kaplamak

تَغْلِيفُ الْجُدْرَانِ بِأَلْوَاحٍ خَشَبِيَّةٍ أَضْفَى عَلَى الْغُرْفَةِ جَوًّا دَافِئًا.

Duvarları ahşap panellerle kaplamak odaya sıcak bir hava kattı.

قَامَ الْحِرَفِيُّونَ بِطَلَاءِ الْوَاجِهَةِ الْخَارِجِيَّةِ لِلْمَبْنَى بِطَبَقَةٍ جَدِيدَةٍ مِنَ الطِّلَاءِ.

Ustalar, binanın dış cephesini yeni bir kat boyayla kapladılar.

غَطَّى الثَّلْجُ الْمَدِينَةَ بِأَكْمَلِهَا بِغِطَاءٍ أَبْيَضَ.

Kar, tüm şehri beyaz bir örtüyle kapladı.

İlişkili Kelimeler