kapmak

اخْتَطَفَ اللِّصُّ حَقِيبَةَ الْمَرْأَةِ وَهَرَبَ.

Hırsız, kadının çantasını kapıp kaçtı.

حَاوَلَتِ الرِّيَاحُ أَنْ تَنْتَزِعَ قُبَّعَتِي مِنْ رَأْسِي.

Rüzgar, şapkamı başımdan kapmaya çalıştı.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler