kaptırmak

فَقَدَ مِحْفَظَتَهُ لِلنَّشَّالِينَ بِسَبَبِ إِهْمَالِهِ وَكَانَ حَزِينًا جِدًّا.

Dikkatsiz davrandığı için cüzdanını yankesicilere kaptırdı ve çok üzüldü.

سُرِقَتْ دَرَّاجَتُهُ الْمُتَوَقِّفَةُ بِسُهُولَةٍ لِأَنَّهُ لَمْ يُقْفِلْهَا.

Park halindeki bisikletini kilitlemediği için kolayca kaptırdı.

أَهْدَرَ كُلَّ أَمْوَالِهِ فِي وَقْتٍ قَصِيرٍ عَنْ طَرِيقِ الْمُقَامَرَةِ وَأَفْلَسَ.

Kumar oynayarak bütün parasını kısa sürede kaptırdı ve iflas etti.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler