كَانَ فُسْتَانُ الزِّفَافِ أَبْيَضَ كَالثَّلْجِ وَبَدَا جَمِيلاً لِلْغَايَةِ.
Gelinlik kar beyazdı ve çok güzel görünüyordu.
كَانَ فُسْتَانُ الزِّفَافِ أَبْيَضَ كَالثَّلْجِ وَبَدَا جَمِيلاً لِلْغَايَةِ.
Gelinlik kar beyazdı ve çok güzel görünüyordu.
كَانَتْ أَسْنَانُهُ نَاصِعَةَ الْبَيَاضِ، وَكَانَتِ ابْتِسَامَتُهُ مُؤَثِّرَةً لِلْغَايَةِ.
Dişleri kar beyazdı, gülümsemesi çok etkileyiciydi.
تَمَّ طِلَاءُ جُدْرَانِ الْغُرْفَةِ بِاللَّوْنِ الْأَبْيَضِ النَّقِيِّ.
Odanın duvarları kar beyazı renge boyandı.