kar beyazı

تَمَّ طِلَاءُ جُدْرَانِ الْغُرْفَةِ بِاللَّوْنِ الْأَبْيَضِ كَالثَّلْجِ.

Odanın duvarları kar beyazı renge boyanmıştı.

كَانَ فُسْتَانُ الزِّفَافِ يَخْطَفُ الْأَبْصَارَ بِلَوْنِهِ الْأَبْيَضِ النَّاصِعِ.

Gelinlik kar beyazı rengiyle göz kamaştırıyordu.