karışmak

أَرْجُو أَلَّا تَحْشُرَ أَنْفَكَ فِي هَذَا الْمَوْضُوعِ الْحَسَّاسِ، لِأَنَّهُ قَدْ يُسَبِّبُ لَكَ مَشَاكِلَ.

Umarım bu hassas konuya karışmazsın, çünkü sana sorun çıkarabilir.

اِخْتَلَطَ اللَّوْنُ الأَحْمَرُ بِالأَبْيَضِ.

Kırmızı renk beyaza karıştı.

عِنْدَمَا تَدَاخَلَ هَذَانِ اللَّوْنَانِ، ظَهَرَ لَوْنٌ جَمِيلٌ جِدًّا.

Bu iki renk birbirine karışınca ortaya çok güzel bir ton çıktı.

Ayrıca: تَدَخَّلَ

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler