رَأَيْتُ عُشَّ نَمْلَةٍ أَثْنَاءَ الْمَشْيِ فِي الْحَدِيقَةِ.
Bahçede yürürken bir karınca yuvası gördüm.
رَأَيْتُ عُشَّ نَمْلَةٍ أَثْنَاءَ الْمَشْيِ فِي الْحَدِيقَةِ.
Bahçede yürürken bir karınca yuvası gördüm.
رَأَيْتُ نَمْلَةً صَغِيرَةً تَحْمِلُ قِطْعَةَ خُبْزٍ أَكْبَرَ مِنْهَا بِكَثِيرٍ إِلَى بَيْتِهَا.
Küçük bir karıncanın kendisinden çok daha büyük bir ekmek parçasını yuvasına taşıdığını gördüm.