لَاقَى الْفَرِيقُ صُعُوبَاتٍ كَبِيرَةً خِلَالَ الْمُبَارَاةِ النِّهَائِيَّةِ وَلَكِنَّهُ تَغَلَّبَ عَلَيْهَا
Takım final maçı sırasında büyük zorluklarla karşılaştı ama üstesinden geldi
لَاقَى الْفَرِيقُ صُعُوبَاتٍ كَبِيرَةً خِلَالَ الْمُبَارَاةِ النِّهَائِيَّةِ وَلَكِنَّهُ تَغَلَّبَ عَلَيْهَا
Takım final maçı sırasında büyük zorluklarla karşılaştı ama üstesinden geldi
اِلْتَقَيْتُ بِصَدِيقٍ قَدِيمٍ فِي الْحَدِيقَةِ أَمْسِ.
Dün parkta eski bir arkadaşımla karşılaştım.
مُوَاجَهَةُ مُشْكِلَةٍ جَدِيدَةٍ تُحَفِّزُ الْإِبْدَاعَ فِي بَعْضِ الْأَحْيَانِ.
Yeni bir sorunla karşılaşmak, bazen yaratıcılığı tetikler.
تَقَابَلَ، لَقِيَ، تَلَاقَى، جَابَهَ، صَادَفَ