karşıtlık

هُنَاكَ تَنَاقُضٌ كَبِيرٌ بَيْنَ هَاتَيْنِ الْعِبَارَتَيْنِ، لِذَلِكَ يَجِبُ عَلَيْكَ اخْتِيَارُ وَاحِدَةٍ.

Bu iki ifade arasında büyük bir karşıtlık var, bu yüzden birini seçmelisin.

يُضِيفُ التَّضَادُّ بَيْنَ الْأَسْوَدِ وَالْأَبْيَضِ جَوًّا دِرَامَاتِيكِيًّا لِلصُّورَةِ.

Siyah ve beyaz arasındaki karşıtlık, fotoğrafa dramatik bir hava katıyor.

أَدَّى التَّعَارُضُ بَيْنَ أَفْكَارِهِمْ إِلَى تَأْجِيجِ النِّقَاشِ.

Onların fikirleri arasındaki karşıtlık, tartışmayı daha da alevlendirdi.