عَزَمَتْ أُخْتِي عَلَى السَّفَرِ فِي الصَّيْفِ.
Kız kardeşim yazın seyahat etmeye karar kıldı.
عَزَمَتْ أُخْتِي عَلَى السَّفَرِ فِي الصَّيْفِ.
Kız kardeşim yazın seyahat etmeye karar kıldı.
اِجْتَمَعْنَا جَمِيعًا وَتَنَاقَشْنَا لِكَيْ نُقَرِّرَ إِلَى أَيْنَ سَنَذْهَبُ.
Nereye gideceğimize karar kılmak için hepimiz bir araya geldik ve tartıştık.
اِسْتَقَرَّ رَأْيُهُ، تَقَرَّرَ، رَسَا عَلَى