لَقَدْ بَحَثْتُ كَثِيرًا لِكَيْ أُقَرِّرَ أَيَّ جَامِعَةٍ سَأَذْهَبُ إِلَيْهَا.
Hangi üniversiteye gideceğime karar vermek için çok araştırma yaptım.
لَقَدْ بَحَثْتُ كَثِيرًا لِكَيْ أُقَرِّرَ أَيَّ جَامِعَةٍ سَأَذْهَبُ إِلَيْهَا.
Hangi üniversiteye gideceğime karar vermek için çok araştırma yaptım.
صَمَّمْتُ عَلَى تَحْقِيقِ حُلْمِي مَهْمَا كَانَتِ الصُّعُوبَاتُ وَالتَّحَدِّيَاتُ.
Zorluklar ve engeller ne olursa olsun hayalimi gerçekleştirmeye karar verdim.
يَجِبُ عَلَيَّ اتِّخَاذُ قَرَارٍ بِشَأْنِ هَذَا الأَمْرِ، لَكِنَّنِي لَسْتُ مُسْتَعِدًّا بَعْدُ.
Bu konuda karar vermek zorundayım, ama henüz hazır değilim.
Ayrıca: حَسَمَ الْأَمْرَ
اِتَّخَذَ القَرَارَ، حَسَمَ، عَقَدَ النِّيَّةَ، بَتَّ، بَتَّ فِي الأَمْر، عَقَدَ الْعَزْمَ، حَزَمَ العَزْم، قَضَى، اِرْتَأَى، اِعْتَزَمَ، وَطَّدَ العَزْم، أَزْمَعَ