اسْوِدَادُ الْفِضَّةِ هُوَ حَدَثٌ طَبِيعِيٌّ.
Gümüşün kararması normal bir olaydır.
اسْوِدَادُ الْفِضَّةِ هُوَ حَدَثٌ طَبِيعِيٌّ.
Gümüşün kararması normal bir olaydır.
عُدْنَا إِلَى الْمَنْزِلِ مَعَ تَعَتُّمِ السَّمَاءِ.
Havanın kararmasıyla birlikte eve döndük.
قَدْ يُشِيرُ الْإِظْلَامُ فِي الْعَيْنَيْنِ إِلَى مُشْكِلَةٍ صِحِّيَّةٍ.
Gözlerdeki kararma, bir sağlık sorununa işaret edebilir.
اِسْمِرَار، اِنْطِمَاس، إِسْوَاد، إِسْمَار، إِغْمَام، إِنْطِمَاس، إِنْكِسَاف، اِكْفِهْرَار، اِنْكِسَاف