مَعَ إِعْلَانِ نَتَائِجِ الِانْتِخَابَاتِ، بَدَأَتْ حَالَةٌ فَوْضَوِيَّةٌ فِي الْبِلَادِ.
Seçim sonuçlarının açıklanmasıyla birlikte ülkede bir kargaşalık baş gösterdi.
مَعَ إِعْلَانِ نَتَائِجِ الِانْتِخَابَاتِ، بَدَأَتْ حَالَةٌ فَوْضَوِيَّةٌ فِي الْبِلَادِ.
Seçim sonuçlarının açıklanmasıyla birlikte ülkede bir kargaşalık baş gösterdi.
تَسَبَّبَتِ الْأَزْمَةُ الِاقْتِصَادِيَّةُ فِي وَضْعٍ مُضْطَرِبٍ فِي الْأَسْوَاقِ.
Ekonomik kriz, piyasalarda kargaşalık yarattı.
كَانَ هُنَاكَ جَوٌّ مِنَ الْفَوْضَى فِي مَكَانِ الْحَادِثِ.
Olay yerinde tam bir kargaşalık vardı.