أَهْلَكَتِ الْحَرْبُ الْبِلَادَ وَدَمَّرَتْ حَيَاةَ الْكَثِيرِ مِنَ النَّاسِ.
Savaş, ülkeyi kasıp kavurdu ve birçok insanın hayatını mahvetti.
أَهْلَكَتِ الْحَرْبُ الْبِلَادَ وَدَمَّرَتْ حَيَاةَ الْكَثِيرِ مِنَ النَّاسِ.
Savaş, ülkeyi kasıp kavurdu ve birçok insanın hayatını mahvetti.
دَمَّرَتِ الْعَاصِفَةُ الشَّدِيدَةُ الشَّرِيطَ السَّاحِلِيَّ وَتَسَبَّبَتْ فِي أَضْرَارٍ جَسِيمَةٍ.
Şiddetli fırtına, kıyı şeridini kasıp kavurdu ve büyük hasara yol açtı.
اجْتَاحَ الْحُبُّ قَلْبِي وَجَعَلَنِي شَخْصًا مُخْتَلِفًا تَمَامًا.
Aşk, kalbimi kasıp kavurdu ve beni bambaşka bir insan yaptı.