kasalamak

يَقُومُ العُمَّالُ بِتَعْبِئَةِ الطَّمَاطِمِ المَحْصُودَةِ بِعِنَايَةٍ فِي صَنَادِيقَ.

Çalışanlar, hasat edilen domatesleri dikkatlice kasalıyorlar.

سَيَبِيعُ المُنْتِجُ تُفَّاحَهُ لِتُجَّارِ الجُمْلَةِ بَعْدَ وَضْعِهِ فِي صَنَادِيقَ.

Üretici, elmalarını kasaladıktan sonra toptancılara satacak.

İlişkili Kelimeler