kasetçi

فِي الْمَاضِي، كَانَ هُنَاكَ مَتْجَرٌ لِبَيْعِ أَشْرِطَةِ الْكَاسِيت فِي كُلِّ زَاوِيَةٍ.

Eskiden her köşe başında bir kasetçi dükkanı vardı.

تَاجِرُ الْأَشْرِطَةِ هُوَ أَوَّلُ مَنْ يَبِيعُ الْمُوسِيقَى الْجَدِيدَةَ.

Kasetçi, yeni çıkan müzikleri ilk olarak satan kişidir.

اُضْطُرَّ صَاحِبُ مَحَلِّ الْكَاسِيت إِلَى إِغْلَاقِ مَتْجَرِهِ لِأَنَّهُ لَمْ يَعُدْ أَحَدٌ يَشْتَرِي أَشْرِطَةَ كَاسِيت.

Kasetçi dükkanını kapatmak zorunda kaldı çünkü artık kimse kaset almıyor.

İlişkili Kelimeler