kasten

لَقَدْ كَسَرَ الْكَأْسَ عَمْدًا لِأَنَّهُ كَانَ غَاضِبًا جِدًّا.

O, bardağı kasten kırdı, çünkü çok sinirliydi.

لَمْ أَرْتَكِبْ هَذَا الْخَطَأَ بِقَصْدٍ، لَقَدْ حَدَثَ عَنْ طَرِيقِ الْخَطَأِ تَمَامًا.

Bu hatayı kasten yapmadım, tamamen yanlışlıkla oldu.

الْغِشُّ فِي الِامْتِحَانِ هُوَ خِدَاعٌ يَتِمُّ تَعَمُّدًا.

Sınavda kopya çekmek, kasten yapılan bir hiledir.

Eşdizimler