katı

الْمَوَادُّ الصُّلْبَةُ لَهَا شَكْلٌ وَحَجْمٌ مُحَدَّدَانِ.

Katı maddelerin belirli bir şekli ve hacmi vardır.

كَانَ الْمُعَلِّمُ يُطَبِّقُ قَوَاعِدَ صَارِمَةً لِلْغَايَةِ عَلَى طُلَّابِهِ.

Öğretmen, öğrencilerine karşı çok katı kurallar uyguluyordu.

تَحَوَّلَ الْمَاءُ إِلَى جَلِيدٍ جَامِدٍ فِي دَرَجَاتِ الْحَرَارَةِ الْمُنْخَفِضَةِ.

Düşük sıcaklıklarda su katı buza dönüştü.

Ayrıca: قَاسٍ

Eşdizimler