قِطَار — قِطَارَات
كَانَ قِطَارٌ طَوِيلٌ يَتَقَدَّمُ بِبُطْءٍ عَلَى الْقُضْبَانِ.
Uzun bir katar, raylar üzerinde yavaşça ilerliyordu.
كَانَ قِطَارٌ طَوِيلٌ يَتَقَدَّمُ بِبُطْءٍ عَلَى الْقُضْبَانِ.
Uzun bir katar, raylar üzerinde yavaşça ilerliyordu.
رَأَيْنَا قَافِلَةً مِنَ الْإِبِلِ تَتَقَدَّمُ فِي الصَّحْرَاءِ.
Çölde ilerleyen bir katar deve gördük.
ظَهَرَتْ سِلْسِلَةٌ مِنَ الطُّيُورِ تُحَلِّقُ فِي السَّمَاءِ.
Gökyüzünde uçan bir katar kuş belirdi.