katlanmak

لَمْ يَعُدْ بِإِمْكَانِي أَنْ أَحْتَمِلَ هَذَا الْوَضْعَ أَكْثَرَ مِنْ ذَلِكَ، يَجِبُ أَنْ أَتَّخِذَ قَرَارًا.

Bu duruma daha fazla katlanamıyorum, bir karar vermeliyim.

يَجِبُ أَنْ نَتَحَمَّلَ هَذَا الْوَضْعَ الصَّعْبَ، لَيْسَ لَدَيْنَا خِيَارٌ آخَرُ وَيَجِبُ أَنْ نَكُونَ صَبُورِينَ.

Bu zor duruma katlanmak zorundayız, başka çaremiz yok ve sabırlı olmalıyız.

اضْطُرِرْنَا إِلَى الصَّبْرِ عَلَى الظُّلْمِ، وَلَكِنْ فِي النِّهَايَةِ تَحَقَّقَ الْعَدْلُ وَشَعَرْنَا بِالِارْتِيَاحِ.

Haksızlığa katlanmak zorunda kaldık, ama sonunda adalet yerini buldu ve rahatladık.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler