وَضَعَ خُطَّةً لِلتَّسَبُّبِ فِي قَتْلِ أَعْدَائِهِ.
Düşmanlarını katlettirmek için plan yaptı.
وَضَعَ خُطَّةً لِلتَّسَبُّبِ فِي قَتْلِ أَعْدَائِهِ.
Düşmanlarını katlettirmek için plan yaptı.
اُتُّهِمَ الْمَلِكُ بِالتَّحْرِيضِ عَلَى قَتْلِ مُنَافِسِيهِ.
Kral, rakiplerini katlettirmekle suçlandı.