كَانَتْ لَحْظَةُ اللِّقَاءِ بَعْدَ فِرَاقٍ طَوِيلٍ مُؤَثِّرَةً لِلْغَايَةِ.
Uzun bir ayrılıktan sonraki kavuşma anı çok duygusaldı.
كَانَتْ لَحْظَةُ اللِّقَاءِ بَعْدَ فِرَاقٍ طَوِيلٍ مُؤَثِّرَةً لِلْغَايَةِ.
Uzun bir ayrılıktan sonraki kavuşma anı çok duygusaldı.
قَادَتْهُ عَزِيمَتُهُ فِي الْوُصُولِ إِلَى الْهَدَفِ إِلَى النَّجَاحِ.
Hedefe kavuşma azmi, onu başarıya götürdü.
تُشَكِّلُ نُقْطَةُ اجْتِمَاعِ الْأَنْهَارِ جَمَالًا طَبِيعِيًّا.
Nehirlerin kavuşma noktası, doğal bir güzellik oluşturuyor.
تَلَاقِي، وِصَال