kaybediş

خَسَارَة — خَسَائِر

أَحْزَنَ طَرِيقَةُ خَسَارَةِ الفَرِيقِ لِلْمُبَارَاةِ الأَخِيرَةِ المُشَجِّعِينَ كَثِيرًا، كَانَ يَجِبُ أَنْ يَلْعَبُوا بِشَكْلٍ أَفْضَلَ.

Takımın son maçı kaybediş şekli taraftarları çok üzdü, daha iyi oynamalıydılar.

قَدْ يَسْتَمِرُّ حُزْنُ فِقْدَانِ شَيْءٍ ثَمِينٍ لِفَتْرَةٍ طَوِيلَةٍ، يَجِبُ أَنْ تَكُونَ حَذِرًا.

Değerli bir eşyanın kaybediş üzüntüsü uzun süre devam edebilir, dikkatli olmalısın.