kayda değer

تَمَّ اتِّخَاذُ قَرَارَاتٍ هَامَّةٍ فِي هَذَا الِاجْتِمَاعِ، سَتُؤَثِّرُ عَلَى الْمُسْتَقْبَلِ.

Bu toplantıda kayda değer kararlar alındı, geleceği etkileyecek.

لَقَدْ حَقَّقْنَا تَقَدُّمًا جَدِيرًا بِالذِّكْرِ فِي هَذَا الْمَشْرُوعِ، وَالنَّتَائِجُ وَاعِدَةٌ.

Bu projede kayda değer bir ilerleme kaydettik, sonuçlar umut verici.

حَدَثَ ارْتِفَاعٌ مَلْحُوظٌ فِي دَرَجَةِ حَرَارَةِ الْجَوِّ، وَالْجَمِيعُ مُنْدَهِشٌ.

Hava sıcaklığında kayda değer bir artış oldu, herkes şaşkın.

Eşdizimler