أَشْعُرُ بِقَلَقٍ مُتَزَايِدٍ فِي دَاخِلِي مَعَ اقْتِرَابِ الِامْتِحَانِ.
Sınav yaklaştıkça içimde artan bir kaygı hissediyorum.
أَشْعُرُ بِقَلَقٍ مُتَزَايِدٍ فِي دَاخِلِي مَعَ اقْتِرَابِ الِامْتِحَانِ.
Sınav yaklaştıkça içimde artan bir kaygı hissediyorum.
قَدْ يَتَسَبَّبُ عَدَمُ الْيَقِينِ بِشَأْنِ الْمُسْتَقْبَلِ فِي تَوَجُّسٍ لَدَى النَّاسِ.
Gelecek hakkında belirsizlik, insanlarda kaygıya neden olabilir.
مُسْتَقْبَلُ الْأَطْفَالِ هُوَ أَكْبَرُ هَمٍّ لِكُلِّ أُمٍّ وَأَبٍ.
Çocuklarının geleceği her anne babanın en büyük kaygısıdır.
جَزَع، خَوْف، هَاجِس