kaygılandırmak

أَقْلَقَتْ أَعْرَاضُ المَرَضِ عَائِلَتَهُ كَثِيرًا.

Hastalığın belirtileri, ailesini çok kaygılandırdı.

تُثِيرُ حَالَاتُ عَدَمِ الْيَقِينِ الِاقْتِصَادِيِّ قَلَقَ النَّاسِ.

Ekonomik belirsizlikler insanları kaygılandırıyor.