أَعَدَّتْ أُمِّي عُجَّةً لَذِيذَةً لِوَجْبَةِ الْإِفْطَارِ الصَّبَاحِيَّةِ.
Annem sabah kahvaltısı için nefis bir kaygana yaptı.
أَعَدَّتْ أُمِّي عُجَّةً لَذِيذَةً لِوَجْبَةِ الْإِفْطَارِ الصَّبَاحِيَّةِ.
Annem sabah kahvaltısı için nefis bir kaygana yaptı.
الفَطِيرَةُ المَقْلِيَّةُ هِيَ طَعَامٌ لَذِيذٌ يُسْتَهْلَكُ غَالِبًا فِي وَجَبَاتِ الإِفْطَارِ فِي القُرَى.
Kaygana, özellikle köy kahvaltılarında sıkça tüketilen bir lezzettir.