كَانَتْ رِحْلَتُنَا بِدُونِ حَوَادِثَ.
Yolculuğumuz kazasız geçti.
كَانَتْ رِحْلَتُنَا بِدُونِ حَوَادِثَ.
Yolculuğumuz kazasız geçti.
دَعَوْتُ لِلْوُصُولِ إِلَى الْمَنْزِلِ بِأَمَانٍ.
Kazasız bir şekilde eve varmak için dua ettim.
تَجَاوَزْنَا هَذِهِ الْعَمَلِيَّةَ الصَّعْبَةَ سَالِمِينَ.
Kazasız belasız atlattık bu zorlu süreci.