keçi

مَاعِز — مَعْز

جَدِّي يُرَبِّي الْعَدِيدَ مِنَ الْمَاعِزِ فِي الْقَرْيَةِ وَيَبِيعُ حَلِيبَهُمْ.

Dedem köyde birçok keçi besliyor ve sütlerini satıyor.

رَأَيْتُ عَنْزَةً تَرْعَى فِي الْحَقْلِ بِجَانِبِ النَّهْرِ.

Nehrin yanındaki tarlada otlayan bir keçi gördüm.

يَرْعَى الرَّاعِي قَطِيعًا كَبِيرًا مِنَ الْمَعْزِ فِي الْجِبَالِ كُلَّ يَوْمٍ

Çoban her gün dağlarda büyük bir keçi sürüsü otlatıyor.

Ayrıca: تَيْس