kebe

فِي الطَّقْسِ البَارِدِ، كَانَ القَرَوِيُّونَ يُحَاوِلُونَ تَدْفِئَةَ أَنْفُسِهِمْ بِارْتِدَاءِ عَبَاءَاتٍ قَصِيرَةٍ.

Soğuk havada köylüler kebe giyerek ısınmaya çalışıyorlardı.

أَلْقَى الرَّاعِي مِعْطَفًا قَصِيرًا عَلَى ظَهْرِهِ لِحِمَايَةِ نَفْسِهِ مِنَ الْمَطَرِ.

Çoban, yağmurdan korunmak için sırtına bir kebe attı.

İlişkili Kelimeler