kederlenmek

حَزِنَ كَثِيرًا بَعْدَ تَلَقِّيهِ الْأَخْبَارَ السَّيِّئَةَ.

Aldığı kötü haber üzerine çok kederlendi.

أَسِيَتْ جَدَّتِي كَثِيرًا عَلَى فِرَاقِ صَدِيقَتِهَا.

Büyükannem arkadaşının ayrılığına çok kederlendi.

أَكْتَئِبُ عَلَى الْفَوْرِ عِنْدَمَا يَكُونُ الطَّقْسُ غَائِمًا.

Hava kapalı olduğunda hemen kederleniyorum.