كَفَلْتُ دَيْنَ صَدِيقِي، وَآمُلُ أَلَّا يُوَاجِهَ مُشْكِلَةً فِي السَّدَادِ.
Arkadaşımın borcuna kefil oldum, umarım ödeme konusunda sorun yaşamaz.
كَفَلْتُ دَيْنَ صَدِيقِي، وَآمُلُ أَلَّا يُوَاجِهَ مُشْكِلَةً فِي السَّدَادِ.
Arkadaşımın borcuna kefil oldum, umarım ödeme konusunda sorun yaşamaz.
يَشْتَرِطُ الْبَنْكُ وُجُودَ شَخْصٍ يَتَكَفَّلُ لِلْحُصُولِ عَلَى الْقَرْضِ.
Banka, kredi için birinin kefil olmasını şart koşuyor.
تَضْمَنُ الشَّرِكَةُ أَدَاءَ مُوَظَّفِيهَا.
Şirket, çalışanlarının performansına kefil oluyor.